Herkesin Bir Hikayesi Var, Seninki Ne?

Yanımda köpeğim, elimin altında kahvem, kulağımda müziğim, fondan gelen saksağan sesleri eşliğinde, yeşil bir manzaraya ve kırmızı-pembe sardunyalarıma karşı yazıyorum...Yanlış anlaşılma olmasın; bunları böbürlenmek, "Aman da ne güzel hayatı varmış!" diye iç geçirin diye yazmıyorum. Bunları yazıyorum çünkü bakış açısının ne kadar önemli olduğunu anladım. Bunları yazıyorum çünkü hayatın içerisinde nasıl evrildiğimi, kimi zaman devrildiğimi ve hatta yuvarlandığımı, tekrar ayağa kalktığımı, bazen hiçbir şey yapmadığımı ve bunda da yanlış olan hiçbir şey olmadığını anladım. Bunları yazıyorum çünkü anlattıkça, kendimi daha iyi anlıyorum ve belki de hayat bundan ibaret...

Her şey 2014 yılında, mesleğimde hedeflemiş olduğum, çalışmakta olduğum sektörde kurumsallığı yakalamış, mümkünse global bir firmada, çalışma arzumu gerçekleştirmiş olmam ile başladı. 2002'den bu yana sektörde çeşitli alanlarda, firmalarda çalışmayı deneyimlemiş, yapabileceği çoğu manevrayı yapmış, çeşitli alanlarda deneyim kazanmış biri olarak eğitimimin hakkını verdiğimi düşünerek, "Daha fazlası olmalı!" dediğimi hatırlıyorum. O dönemde, bu kurumsal, global firmada çalışmaya başlamadan hemen önce, yapmakta olduğum işten bağımsız olarak, bir yandan da hayal ettiğim, yenilikçi bir ayakkabı modeli üzerinde çalışıyordum. Yani aslında çocukluğumdan beri ilgim olan alan buydu; hayal kurmak, tasarlamak ve üretmek. Buna uyanmam otuzlu yaşlarımın ortasını bulmuştu. Dikkatinizi çekerim, kahramanımız, yani 2014 yılındaki Gözde, hikayenin bu kısmında, henüz yapmak istediği iş konusunda bir farkındalık geliştirmiş değil. Bakalım neler oldu?

İstediğim global firmaya adım atmamla yenilikçi fikirlerim de kapının dışında kalmıştı. 2 yıl her sabah o kapıdan girdim ve o kapıdan çıktım; bir gün sabah içeri girerken kapının önüne bırakılmış o fikirlerden biri kulağıma bir şeyler fısıldadı; “Bu sen değilsin, özüne dön!”. Amaaan, sabah sabah olacak iş mi? Bir kahve koydum kendime misler gibi, umursamadım. Günler geçtikçe kapıda beni bekleyenler çoğaldı, gürültü yapmaya başladılar, hadi sabah oradalar alıştık, bir baktım akşam çıkarken de pusu kurmuşlar, davetsiz misafir hesabı peşime takılıp eve geliyorlar. Baktım böyle olmayacak öğle yemeğinde arkadaşlarıma anlatmaya başladım; önceden tasarladığım ürünlerin fotoğraflarını gösterdim, bir arkadaşım; “ Vallahi çok güzel, yine yaparsan ben bunlardan isterim dedi”. Ayakkabı tasarladığımdan bahsetmiştim ya, onlara ek olarak keçeden çantalar da yapmıştım. Bunu dedi ya, benim o kapımın önünde nöbet tutan sinsi fikirler bu anı beklermiş gibi her tarafımı sardı; işte o gün ofise bir top keçe istedim ve “misingpiece”in temelleri atılmış oldu. Evvet! doğru duydunuz, hem de tek ‘s’ ile. Markamın hikayesine geleceğim ama önce şu bir top keçeyi bir anlatayım izninizle. Ertesi gün koca bir top keçe geldi, bu arada yılbaşı dönemi, ki benim de ayrı bir zaafım var bu döneme. Keçeyle evin kapısından girdim, eski bir gazete kağıdını keserek hayalimdeki çantanın “kendimce” kalıbını çıkarttım; çam ağacına asılan yuvarlak yılbaşı süslerini andıran kırmızı, keçe bir çanta! Salona süzülerek eşimin yanına iliştim, her şeyi anlattım. Bir baktım bilgisayarı getiriyor, ben bunu çizerim dedi, çizdi de. 

Ertesi gün çantacılar çarşısında çanta ustası arıyorduk, bulduk da ve işte misingpiece’in ilk çantası böylelikle hayat buldu. İsim kısmına geri dönecek olursak; hayatta bir şeylerin eksik olduğunu hissettiğim dönemde başladım ya ben tasarlamaya ve üretmeye, bu marka ile ben eksik parçamı tamamladım ve hayal ettiğim, eksik olduğunu düşündüğüm her şeyi üretmeye karar verdim. Hatta daha da ileri gittim ve dedim ki ürünlerimde yapboz şeklinde bir parça eksik olsun, bunu görünce insanlar; “Bu bir misingpiece!” desinler, bu eksik puzzle parçası ile benim tasarımlarım insanların aklına kazınsın. Bu arada amacım malzemeden çalmak değil, yanlış anlaşılma olmasın; üründen çıkartılan o puzzle parçası, yine ürünlere takılı olan kağıt etiketlerde müşteriyle buluşuyor. 

Özetle, ürün ile birlikte gelen etiketteki yapboz parçası, o üründe yer alan yapboz şeklindeki boşluğu tamamlıyor. Tamamlamak demişken, arkadaşlarımın ihtiyaçlarına da çok kulak verir, onların ihtiyaçlarını gidermek, eksikleri tamamlamak için uğraşırım, çok parlak fikirler çıkabiliyor; pasaport kılıfına ihtiyacı olan bir arkadaşım sayesinde bu ürünü çıkarttım, çok tutuldu, bir mağazalar zincirinde raflardaki yerini aldı. Bu, benim gibi butik tasarımlar yapan bir girişimci için inanılmaz bir başarı! Burada önemli olanın, insanların ihtiyaçlarını anlamak olduğunu öğrendim. 

Tabii bu arada, 2016 yılında ben işimden istifa ettim. O dönemlerde çokça popüler olan tasarım pazarlarında stant açarak ürünlerimizi tanıtmaya ve satış yapmaya başladık. Bir taraftan da ürünlerimiz ile ilgileneceğini düşündüğümüz çeşitli firmalar ile iletişime geçerek ürün tanıtımları yaptık. Bu sayede, firmalara özel, bizim "butik promosyon" olarak tanımladığımız, firma logolarına ve hatta kişi ad ve soyadlarına kadar özelleştirebileceğimiz, çoklu adetler ile  üretim yapabileceğimiz işler yapma şansı yakaladık. Bu noktada, referanslar büyük önem taşıyor. Onlar kadar önemli olan bir şey daha var ise o da motivasyon ve sabır. Sabırla, minik de olsa adım atabilmek, üstelik düşe de bilirsiniz bu adımı atarken, hatta büyük ihtimalle bir adım atacaksınız, sonra bir düşeceksiniz, sonra ayağa kalkıp bir adım daha atacaksınız...

Ben kurumsal hayatı bırakıp kendi işimi kurmaya karar verdiğimde bana, "Emin misin?" diyenler oldu, "Ekonomi bu aralar kötü!" diyenler oldu, ve daha pek çok şey. Sonrasında, derin bir nefes alıp, soğuk suya atladığımda da, "Keşke senin gibi yetenekli olsam" diyenler oldu, ya da "Ben de kendi işimi çok yapmak istiyorum ama cesaret edemiyorum" diyenler oldu. Su soğuk, evet ama girdikçe alışıyorsun. Aslında bu cesareti toplamak için ne doğru bir zamanın, ne de bir yeteneğin olması gerektiğini düşünenlerdenim. Bu arada, her şeyin çok doğru, güzel gitmesi, başarıdan basarıya koşmanız, zengin olmanız, holdingleşmeniz falan da gerekmiyor bence. Yani kendi işinizi yapmaya başladığınızda böyle bir beklentiniz olması ya da başkalarının sizden böyle bir beklentisi olması, bana göre çok da gerçekçi değil. Olamaz mı? Tabii ki olabilir, benim de böyle düşüncelerim olduğu bir dönem olmuştu. Sonradan işin içine girdikçe, dahası, siz ne istediğinizi daha çok fark ettikçe, kendinizi bu yolda daha çok tanıdıkça değişiyor, evriliyor bu düşünceler. İşte bence herkesin bir hikayesi, "hakikat"ini yansıtan bir tarafı var ve en önemlisi de buna uyanabilmek, bunun peşinden gidebilmek.

Ben demiyorum ki herkes girişimci olsun, kendi işini kursun, sadece diyorum ki; acaba herkes, başkalarından duyduğu, kendisine yakıştırılan,  rollerden ve bahanelerden özgürleşse, en önemlisi de kendi kendine koyduğu sınırları, hayali kahramanları bir kenara bıraksa, acaba daha "kendi"ne yakın bir hayat yaşayabilir mi? Bugün etkileyici markalara baktığınızda hepsinin bir hikayesi var. "Biz Kimiz?", "Marka Hikayemiz" gibi başlıkların altında sıklıkla görebilirsiniz. Peki ya sizin hikayeniz? Gününüzün büyük bir kısmını ayırdığınız işiniz sizin hikayenize uygun mu? Eğer öyleyse harika! Değil mi? Bu da harika, en azından farkındasınız, şimdi tek yapmanız gereken kendinizi biraz daha derinlemesine keşfetmek ve ne yapmak istediğinizi bulmak. Seçtiğiniz iş belki eskiden sizi yansıtıyordu, size iyi geliyordu ama artık gelmiyor. Bu da tamam, her an her şey değişiyor, siz değişiyorsunuz, gerekiyorsa yaptığınız iş de değişir... Bağlanmaktan ziyade bağ kurmanın ne kadar değerli olduğunu öğrendim, bazen unutsam da sıklıkla kendime hatırlattığım bir bilgi bu.


Bu süreçte ailem, arkadaşlarım çok destek oldular, onlar sayesinde bu satırları dolduracak bir hikayem oldu. Keçeden Kadınlar projesi ile keçe sanatını yeniden canlandıran ev hanımlarına bildiklerimi anlatarak, ANTATO’nun (Ankara Tasarımcılar Topluluğu) bir parçası olarak, Kanserle Dans Derneği yararına düzenlediğimiz meme kanseri sosyal sorumluluk projesinde yer alarak çevremdekilere destek olmaya çalıştım, çalışıyorum. Kendi işini kurmak isteyen, istemeyen, sevdiği şeyin ne olduğunu arayan, kafasında sorular olan, ya da sadece atölyeye uğrayarak neler yaptığımızı merak eden herkese "misingpiece" in kapıları açık, kahvemiz genelde taze... 

Şu anda misingpiece’de çantadan, amerikan servisine, papyondan bardak altlığına kadar çeşitli üretimler yapıyorum. Zaman içerisinde, deriden  kişiye özel bilgisayar ve tablet kılıfı, organizer üretimi, güçlü alanımız haline geldi. Bir yandan da daha büyük hayaller kuruyorum; insanların günlük hayatlarını kolaylaştırabilecek inovatif kıyafet ve aksesuarlar tasarlayabilmek gibi. Sürdürülebilirliğin çok önemli olduğu günümüzde, geri dönüştürülebilir ham maddeler ile üretebilmek gibi. Moda ve inovasyon, estetik ve fayda, bunları bir araya getirebildiğim gün, esas amacıma ulaşmış olacağım ve işte o zaman bu, belki de yeni bir akımın başlangıcı olacak.

Uzun süren araştırmalar sonunda, elma suyu endüstrisinin atık maddeleri haline gelen elma posalarının yeniden bir ham madde olarak kullanılabileceğini, bu ham maddeden deri üretimi yapılabileceğini keşfederek elma derisi ile tanıştım. İşte şimdi bu geri dönüştürülmüş ham madde kullanılarak üretilen elma derisinden yeni bir koleksiyon hazırlıyoruz. Bu konuda çalışmak beni çok mutlu ediyor. Bu alanda, ekip olarak daha da geniş çalışmalar yapmak istiyoruz. 

Toparlamak gerekirse 15 yıllık eğitim hayatı ve bir o kadar da kurumsal hayattan sonra aklımda tek bir cümle belirdi; "Daha fazlası olmalı, bir şeyler eksik!" İşte o anda bir top keçe sipariş ettim ve her şey böyle başladı. Üretmeye başladım ve bu marka eksik parçamı tamamladı. Bu süreci de misingpiece ürünlerinde görmüş olduğunuz yapboz parçası şeklindeki boşluk temsil ediyor. O boşluğu dolduracak yapboz parçasının ürün ile gelen etikette yer aldığından bahsetmiştim. Ne de olsa, eksik parçaları tamamlamak için buradayız...


Dip not; “misingpiece” (tek “s” ile), dil bilgisine uygun yazım şekli “missing piece” olmasına rağmen, “eksik parça” anlamını daha iyi yansıtabilmesi için tek “s” si düşürülerek şu anki halini almıştır 🙂
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir